Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.
KAPAT

E-POSTA İLE GÖNDER

Hazırlıksızlığın Mazereti Olamaz

DİĞER16.08.2002 / 00:011654

HAZIRLIKSIZLIĞIN MAZERETİ OLAMAZ

 

17 Ağustos`ta Maramara`yı sarsan ve onarılması güç maddi, manevi yıkımlara neden olan depremin en önemli etkilerinden biri, her geçen gün yakınlaştığını bildiğimiz İstanbul depremine ilişkin tartışmalar ve endişeler oldu. Bu olasılık önceden biliniyordu. Bu konuda çalışan bilim insanları yıllardır seslerini duyurmaya çalışıyorlardı. Ancak İstanbul`un çok yakınında meydana gelen felaket tüm yok saymaları olanaksız hale getirdi. Şimdi hep beraber endişeleniyoruz. Artık yıkıcı bir depremin yaklaştığını hep birlikte kabul ediyoruz.

Ne yazık ki bu kabul, sürekli depremden bahsetmek, ne kadar büyük bir felaket olacağını tartışmak, arada bir içimize su serpen haberlere sevinmek ve 17 Ağustos günü geldiğinde bir takım anma törenleri düzenlemenin ötesine geçmiyor.

En büyük sorun, hazırlık adı altında yapılan yapılanların büyük ölçüde deprem olduktan sonra doğabilecek bir karmaşayı önlemeye yönelik olmasıdır. Kuşkusuz karmaşanın önlenmesi gereklidir. Kuşkusuz yeterli sayıda çadır, battaniye ve ceset torbası bulunması gereklidir. Ancak bizler bu asıl hazırlığın yıkımı önlemeye ve azaltmaya yönelik olması gerektiğine inanıyoruz.

Yıkımın önlenmesi sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel, alanlarda çalışmaları gerektiriyor. Bizler İstanbul Sağlık Meslek Odaları Koordinasyonu (SMOK) olarak böylesi bir afet öncesinde sağlık hizmetleri ile ilgili ciddi ve kapsamlı hazırlıklar gerektiği yönündeki uyarılarımızı tekrarlamak, bu alanda yürütülecek çalışmalarda üzerimize düşen görevleri yapmak yönündeki kararlılığımızı kamuoyu ile paylaşma istiyoruz.

Sağlık hizmetlerinin olağan dışı durumda nasıl bir performansı olacağının en iyi göstergesi olağan durumdaki performansıdır. Olağan durumda toplumun her bireyine nitelikli hizmet sunmayı amaçlayan, tedavi edici hizmetlerle sınırlı kalmayıp koruyucu hizmetleri de yeterince sunan bir sağlık sisteminin olağandışı durumlarda başarı şansı yüksektir. Üzülerek bu alanda çok eksiğimiz olduğunu, belirtmek istiyoruz.

Olası bir İstanbul depreminde sağlık kuruluşlarımızın hizmet vermeyi sürdürebilmeleri için üç ana konuda hazırlıkların tam olması gerekmektedir.

Birincisi hastanelerin bina sağlamlığıdır. Özel sektöre ve kamuya ait hastanelerimizin büyük çoğunluğunun depreme dayanıklılığı şüphelidir. Bu konuda Sağlık Bakanlığı, SSK ve Üniversite hastanelerinde bazı çalışmalar olduğu bilinmektedir. Ancak bu çalışmalar ne yazık ki yetersizdir. Son aylar da bu konuda yayınlanan bilimsel raporlar neredeyse tüm hastaneleri ilgilendiren bir alarm vermiştir. Ancak güçlendirme çalışmalarına girişilen hastane sayısı birkaç taneyi geçmemektedir. Deprem   gibi olağanüstü durumlarda çok önemli bir ihtiyaca karşılık vermesi beklenen özel hastanelerde  de durum ne yazık ki çok kötüdür. Özel hastaneler ile ilgili yönetmelikler bu konuda yaptırımlar içermemektedir. Ekonomik krizden ağır biçimde etkilenen bu hastaneler  parasal yatırım gerektiren güçlendirme  çalışmalarına girişmekte yetersiz kalmaktadır. Ülkemizin ekonomik dar boğazdayken bu sorunun çözümüne kaynak ayırmasının güçlüğünü biliyoruz. Ancak ihmalin bedeli çok çok ağır olacaktır. Bunun mazereti olamaz.

İkinci önemli nokta hastanelerde malzeme güvenliğinin sağlanmasıdır. Binalar sağlam kalsa da, trilyonlarca lira harcanarak edinilen teknik malzemenin depremde kullanılmaz hale gelmesi durumunda hastanelerin hizmet vermesi mümkün olamayacaktır. Hastane yöneticilerinin bir dizi güçlük yaşadığı bilinmektedir. Maddi olanaklar kısıtlıdır. Deprem hazırlıkları için çoğu zaman istenen maddi destekler bulunmamaktadır. Ancak her koşulda kaynak aramak ve yapılabileceklerin en iyisini yapmak zorunludur. Bunun mazereti olamaz.

Son olarak, saydıklarımızın en önemlisi idari hazırlıktır. Sağlık yöneticileri, sağlık ocakları, ilçe sağlık örgütleri, kamu ve özel hastanelerin yöneticileri ve çalışanları yıkıcı bir depremde ve sonrasında ne yapacaklarını çok iyi bilmelidirler. Maalesef çoğu kurumda yapılan hazırlıklar kağıt üzerindeki bir dizi atamalardan ibarettir. Bunun mazereti olamaz.

Bu hazırlıkların ciddi, gerçekçi ve etkin biçimde gerçekleştirilmesi için sivil toplum örgütlerinin ve meslek odalarının katılımı son derece önemlidir. 17 Ağustos depreminin sonrasında yaşanan kaostan çıkaracağımız en önemli ders resmi-sivil çabaların birbirini engelleyen değil, destekleyen çalışmalar olması gerekmektedir. Bunun anahtarı ise koordinasyonun hazırlık aşamasında başlamasıdır. Üzülerek bu konuda henüz arzu ettiğimiz iletişimi kuramadığımızı belirtmek istiyoruz. Afet hazırlıkları sağlık sektörünün tüm bileşenlerini içine alan bir tarzda yapılmalıdır. Meslek odaları ve sivil toplum örgütleri ile koordine olmayı, ortak çerçevede buluşmayı bir tür zaaf olarak gören köhne anlayıların bedel yarın çok ağır olacaktır. Bunun mazereti olamaz.

Bizler tüm sağlık sorunlarında olduğu gibi, deprem hazırlıkları konusunda da Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere yetkili kamu kurumları ile işbirliğine hazır olduğumuzu duyuruyoruz.

İTO, İDO, İVO ve İEO olarak, 17 Ağustos`u anmanın en anlamlı biçiminin varolan yaraları sarmak ve yeni 17 Ağustos`ları yeni yıkımları önlemek üzere çalışmak olduğuna inanıyoruz. Bu işbirliği adına üzerimize düşeni yapmaya, sorunları saptamaya, uyarmaya ve kamuoyunu bilgilendirme, meslek odası olma sorumluluğumuzla sağlık sektörünün   depreme hazırlığı konusunda yürütülen ve yürütülmeyen çalışmaların takipçi olmaya kararlı olduğumuzu basına ve komuoyuna duyurmak istiyoruz.

Bunları Okudunuz Mu?