Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.
KAPAT

E-POSTA İLE GÖNDER

ECZACI KAMUOYUNA

DİĞER23.10.2003 / 00:012341

Bu ülkenin sade birer yurttaşı olarak neredeyse her 5-10 yılda bir ekonomik, siyasi krizlerle iç içe yaşamak yaşamımızın doğal bir parçası haline geldi. Siyasi krizler demokratik gelişimi tökezletip, tüketirken, ekonomik krizler de ekonominin dengelerini değiştirdi. İşçiler, emekçiler, memurlar, dar gelirliler, küçük ve orta ölçekli işletmeler bu süreçten ciddi bir şekilde etkilendiler. Pek çok küçük ve orta ölçekli işletme tasfiye süreci yaşadı. Onbinlerce memur, işçi kendini kapı önünde buldu. İşsizler ordusunun saflarını doldurmak zorunda bırakıldılar.

Son yaşanan Şubat 2000 krizi eczane ekonomisini ciddi bir şekilde sarstı. 94 krizinden eczane ekonomisi bu ölçüde etkilenmemişti. Bu kez öyle olmadı. Geçtiğimiz Temmuz-Ağustos ayları biz eczacılar için Kara Çarşambaları çağrıştırdı. Pek çok meslektaşımız, evini, arabasını satmak zorunda kaldı. Gelecek güvencesi ile bir kenara konulan birikimler bozdurulmak zorunda kalındı. Geri Ödeme Sisteminde devam eden çıkmaz, ekonomik krizle bütünleşince pek çok eczane tasfiye süreci ile yüz yüze geldi. Bugün büyük kentler başta olmak üzere bir çok eczane bu kritik eşikte duruyor.

Ülkenin ve eczane ekonomisinin durumu bu noktadayken ilaç, eczacılık ve sağlık alanını çok uluslu ilaç ve dağıtım tekellerinin istemleri doğrultusunda yeniden biçimlendirme çabaları var. Genel Sağlık Sigortası ve Sağlık Sigorta Kurumu, İlaç Kurumu patent, veri koruma vb. gibi.

Siyasi iktidar da siyasi sorumluluktan kaçmak adına ilaç, eczacılık ve sağlık alanındaki bu yeniden yapılandırma istemlerine destek olma çabası içindedir.

Öngörülen bu yeni kurumlar özerklik şemsiyesi adı altında siyasi sorumluluk dışında bırakılacak. Kaldı ki, özerk diye ifade edilen bu yapılar, siyasi iktidarın vesayeti altında yapılandırılıyor.

Özetle; İlaç, eczacılık ve sağlık alanında ülkenin ve mesleğimizin gelecek on yıllarını belirleyecek “yeni” bir yapılandırma süreci yaşanıyor.

Eczacı Odalarının ve TEB seçimlerinin böylesi bir sürece denk gelmesi mesleki alanda pek çok gelişmenin yeniden tanımlanmasını, sorgulanmasını doğal olarak gündeme taşımıştır.

İSTANBUL ECZACI ODASI’NDA OLAN GELİŞMELER

İstanbul Eczacı Odası Temsilciler Meclisinde de seçimler öncesinde ilaç ve eczacılık alanındaki olası gelişmeler, malum çevrelerin bu alana ilişkin niyetleri, TEB`in bu süreçteki rolüne ilişkin değerlendirmeler ön seçim gündeminin ana eksenini oluşturdu.

Kısa adı İÇEM (İstanbul Çağdaş Eczacılar Meclisi) olan Temsilciler Meclisi İstanbul Eczacı Odası temsilcilerinden ve Oda çalışmalarına aktif olarak katılan kadrolardan oluşan bir yapılanmadır.

Temsilciler meclisi meslek alanındaki tüm gelişmelerin değerlendirildiği, politikaların oluşturulduğu bir kurumlaşmadır. Bu meclisin her iki yılda bir yapılan seçimler öncesinde bir de ön seçimi gerçekleştirmek görevi vardır.

Yapılan ön seçimlerde tüm adaylar yönetimlere ve diğer organlara aday olma, aday gösterilme ve birbirleriyle demokratik bir şekilde yarışma hakkına sahiptirler.

Bu demokratik yarış sonucunda ipi bir adım önde göğüsleyen adaylar İstanbul Çağdaş Eczacıların ortak adayları olarak eczacı kamu oyuna açıklanır. Kazananı ve kaybedeni olmayan böyle bir süreçte tüm çağdaş eczacılar ortak bir ekip ruhuyla yeni dönem çalışmalarını başlatırlar.

Bu demokratik gelenek geçtiğimiz dönemde Erkan Önsel ve ekibi tarafından bozulmuştu. Bu dönemde önseçim sonrasında Mehmet Domaç ve ekibi benzer bir sürecin içinde yer aldılar.

Sayın Domaç Sakarya`da kendisine bir çıkış yolu ararken ekibi de Erkan Önsel ile ortak liste çıkararak İstanbul Çağdaş Eczacılarının karşısında yer aldılar

MEHMET DOMAÇ’LA YOLLARIMIZ NEDEN AYRILDI?

Ön seçim öncesinde temsilciler meclisinde üç toplantı süren bir eleştiri-özeleştiri ve değerlendirme süreci yaşandı. Bu toplantılarda, Mehmet Domaç’ın yönetim anlayışı, kooperatif hareketine karşı tutumu, İstanbul Eczacı Odası ve kadrolarıyla ilişkileri, kendisini hareketin merkezine koyan ben merkezci yönetim anlayışı, çok uluslu ilaç ve dağıtım tekellerine ilaç ve eczacılık alanını biçimlendirme çabalarına karşın TEB’i temsilen sürdürdüğü politikalar, dağıtım tekellerine karşı izlediği tutum enine boyuna tartışıldı.Mehmet Domaç yapılan eleştiri ve değerlendirmelere karşın saatlerce kendi tutumunu, duruşunu ifade etme olanağını buldu. Bütün bu tartışmaların sonucunda yönetimlere, delagasyona, diğer organlara aday olan üyeler adaylıklarını açıkladılar ve bir sonraki toplantıda gizli oy açık tasnifle üç kişilik seçim kurulunun denetiminde kimsenin müdahalesine izin verilmeyen kapalı bir mekanda bir önseçim yapıldı. Mehmet Domaç bu ön seçimde delege olarak seçilemedi.

Ön seçimde delege seçilemeyen Mehmet Domaç ne yaptı?

Önce birgün içinde eczanesini kapattı, İstanbul Eczacı Odası`ndan kaydını sildirdi, Sakarya Eczacı Odası`na kayıt yaptırdı ve bu muvazaa Mehmet Domaç`ı Sakarya Eczacı Odası`nın Büyük Kongre Delegesi yaptı.

İstanbul Eczacı Odasının Çağdaş kadroları önseçim sürecinde Mehmet Domaç’a hareketin bir yenilenme sürecine ihtiyaç duyduğunu, tabanın istemlerinin de bu yönde olduğunu ve kendisinin hareketin önünü açarak bu dönem aday olmaması gerektiğini söylediler. Mehmet Domaç bu istemleri ciddiye almadı. Önseçim sonrasında çağdaş kadroların ve temsilcilerin verdiği mesaj hareketin düşünsel ve örgütsel yeniden yapılanma mesajıydı. Yapılan oda seçimlerinde eczacı tabanı da temsilciler meclisinin vermiş olduğu bu kararı oylarıyla bir kez daha onayladı. İEO yeni yönetimi ve TEB delegeleri büyük bir oy desteğiyle yeniden seçildiler. Bu sonuç, İstanbul eczacılarının özgür iradesiyle ortaya çıkmış bir sonuçtur ve bu sonuca herkes saygı göstermek zorundadır. Demokratik geleneğin gereği de budur.

MEHMET DOMAÇ’IN SAKARYA ECZACI ODASINDAN DELEGE OLMASI DEMOKRATİK GELİŞMEYE İNDİRİLMİŞ BİR DARBEDİR.

Seçimler sonrasında ortaya çıkan sonuç da çağdaş kadroları haklı çıkarmıştır. Buna karşın, Mehmet Domaç oluşan demokratik sürece saygı göstereceğine bugüne kadar ne eczacı odalarının geleneğinde ne de diğer meslek örgütlerinin geleneğinde olmayan bir yönteme başvurarak Sakarya Eczacı Odası’nın üyesi, arkasından da delegesi olmuştur.

Başta Sakarya Eczacı Odası olmak üzere diğer eczacı odalarının yönetimleri, delegeleri, üyeleri Mehmet Domaç’ın İstanbul Eczacı Odası’nın binlerce üyesinin özgür iradesini hiçe sayan tutumunu içlerine sindirebilecekler mi?

Sonra bu anti-demokratik süreç diğer Eczacı Odaları ve TEB yöneticileri için muvazaanın yolunu açmayacak mı?

Mehmet Domaç`ın Sakarya Eczacı Odası delegeliği “Yöneticilikde Muvazaa” sorununu gündemimize taşımayacak mı?

TEB Başkanı Mehmet Domaç, meşruiyetini kaybetmiş bir başkandır. Ona yakışan demokratik süreci daha fazla tüketmeden istifa etmektir. İEO’nın ve üyelerinin beklentisi bu yöndedir.

İstanbul Eczacı Odası, yeni dönemde Mehmet Domaç’lı bir yapılanmanın içinde olmayacaktır.

TEB’de Mehmet Domaç`la işlerlik kazanan “ben merkezci yönetim” anlayışını kollektif bir yönetim anlayışıyla değiştirmek , TEB`i örgütsel ve düşünsel olarak yeniden yapılandırmak, TEB’in devletle, kurumlarla ve bürokrasiyle olan ilişkilerini yeniden tanımlamak, ilaç ve eczacılık alanını kendi istemleri doğrultusunda şekillendirmek isteyen çok uluslu sermaye çevrelerine karşı etkin bir politika yürütmek adına yeni bir yapılanmanın içinde olacaktır. Bu yapıyı hep birlikte yeniden kurmalıyız.

İstanbul Eczacı Odası

Bunları Okudunuz Mu?

http://steroidsshop-ua.com

http://strength-steroids.top

примоболан цена